Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (Mukavemet) Suçu TCK m.265
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (Mukavemet) Suçu TCK m.265
Görevi yaptırmamak için direnme, uygulamada bilinen adıyla görevli memura mukavemet, suçu ve cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 265.maddesinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasını cezalandırmaktadır. Bu suç, kamu görevlisine karşı fiziksel güç kullanılması (cebir) veya ona veya yakınlarına zarar verme tehdidi ile korkutma (tehdit) şeklinde gerçekleşebilir. Görevi yaptırmamak için direnme (mukavemet) suçu, TCK m.265’te şu şekilde düzenlenmiştir:
“(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
“(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
“(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”
“(4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
“(5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”
- Korunan Hukuksal Yarar
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” isimli bölüm altında düzenlenen bu suç tipinde kanun koyucu; kamu idaresinin işlevlerini hızlı ve zarar şekilde yerine getirilmesinin engellenmesini önlemek, kamu idaresinin güvenilirliğini ve saygınlığını korumak yanında direnilen kamu görevlisinin özgürlüğü ve beden bütünlüğünün de korunmasını amaçlamıştır.
- Suçun Unsurları
- Fail
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun faili herkes olabilir. Failin, kamu görevlisinin yaptığı işlemin bizzat muhatabı olması gerekmez. Yapılan kamu görevini üçüncü kişi lehine sonuç elde etmek amacıyla engellemeye çalışan kişi de bu suçun faili olacaktır.
Örneğin, bir yakını hakkında adli işlem yapan polis memurlarına engel olmak için memurlara saldıran kişi, görevi yaptırmamak için direnme suçunun faili sayılır.
- Mağdur
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun mağduru ise kendisine direnilen kamu görevlisi veya kamu idaresidir. Kamu görevlisi, TCK m.6/1-c’de “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanmıştır. Örneğin polis, jandarma, icra memuru gibi memurlar; avukat, hakim, savcı gibi yargı görevini yerine getirenler; tanık, bilirkişi gibi yargı görevine katılanlar kamu görevlisi kapsamındadır. Ancak mağdurun kamu görevlisi olması tek başına yeterli olmayıp ayrıca somut olayda bir kamu görevini yerine getiriyor olması ve bu esnada kendisine cebir veya tehdit kullanılması gerekir.
- Fiil
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda; kamu görevlisine karşı, görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması fiilleri cezalandırılmaktadır. Suçun oluşması için bu hareketlerden birinin varlığı yeterlidir.
Cebirden anlaşılan, kamu görevlisinin görevini ifa etmesini engellemeye elverişli şekilde fiziki kuvvet uygulanmasıdır. Tehdit ise yine kamu görevlisinin görevini ifa etmesini engellemeye yönelik olarak kamu görevlisinin kendisine veya yakınına karşı hayatına, vücut bütünlüğüne, malvarlığına veya cinsel dokunulmazlığına zarar vereceği tehlikesini ifade etmesidir.
Cebir (fiziksel kuuvet/maddi cebir) veya tehdit (manevi cebir) şeklinde meydana gelen direnme fiilinin, kamu görevlisinin görevini yerine getirdiği esnada ortaya çıkması gerekmektedir. Kamu görevinin tamamlanmasından sonra failin kamu görevlilerine cebir veya tehditte bulunması halinde de artık bu suçun oluştuğundan söz edilemez çünkü artık engellenmesi mümkün olan bir kamu görevi söz konusu değildir. Bu durumda artık başka suçların oluşması gündeme gelecektir.
Diğer yandan 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’ndan farklı olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile birlikte “pasif direnme” fiillerine madde hükmünde yer verilmediği için artık bu kapsamda nitelendirilen eylemler suç olmaktan çıkartılmıştır. Örneğin şüphelinin kendisini yere atması, ekip aracına binmemeye çalışması gibi hareketler pasif direnme kabul edilmekte ve suç kapsamına girmemektedir.
Bu konuda Yargıtay 5.Ceza Dairesi’nin 01.07.2014 Tarihli, 2013/3713 E. Ve 2014/7290 K. sayılı Kararında “(…) TCK'nın 265. maddesinde "görevi yaptırmamak için direnme" başlığıyla "seçenekli hareketli" ve "amaçlı bir fiil" olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin "cebir veya tehdit" şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alındığında; somut olayda sanığın görevlilere karşı görevin yapılmaması için gerçekleştirdiği cebir veya tehdit eylemlerinin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, ekip aracına binmeyerek kendini yere atması şeklindeki eyleminin cebir olarak değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde direnme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi…” hukuka aykırı görülmüş, pasif direnme olarak nitelendirilen eylemlerin TCK m.265’te düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçuna sübut vermeyeceği kabul edilmiştir.
- Nitelikli Haller
Görevi Yaptırmamak için Direnme suçunun 2. 3. ve 4.fıkralarda belirtilen şekillerde işlenmesi halinde kanun koyucu daha fazla ceza verilmesini öngörmüştür.
- Suçun yargı görevini yapan kişilere karşı işlenmesi
TCK m.265/2 uyarınca “Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Yargı görevini yapan kişiler ise TCK m.6/1-d’deki tanıma göre “…yüksek mahkemeler, adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar…” olarak sayılmıştır.
- Suçun kişinin kendisini tanınmayacak hale getirerek veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi
TCK m.265/3 uyarınca “Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”
- Suçun silahla veya olan/var sayılan suç örgütlerinin korkutuculuğundan yararlanarak işlenmesi
TCK m.265/4 uyarınca “Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
- Haksız Tahrik
Suç tipi bakımından önem arz eden diğer bir husus ise haksız tahriktir. TCK m.29’da düzenlenen haksız tahrik, işinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi halinde ceza sorumluluğunu azaltan bir ceza indirimi nedenidir. Kamu görevlileri de bu görevlerini yerine getirirken hukuki düzenlemelere uygun bir şekilde hareket etmek zorundadır. Bu yönüyle kamu görevlisinin muhatap olduğu kişilere karşı haksız bir şekilde hakaret etmesi, zor kullanması veya başkaca şekillerde söz ile tahrik etmesi halinde fail haksız tahrik hükümlerinden faydalanacaktır. Nitekim Yargıtay uygulamasında, failin kamu görevlisinin kendisine vurduğunu, hakaret ettiğini belirtmesi halinde haksız tahrik hükümlerinin tartışılmaması, bozma nedeni yapılmaktadır.
Bu konuda Yargıtay 5.Ceza Dairesi’nin 01.07.2014 Tarihli, 2013/3708 E. ve 2014/7287 K. sayılı Kararında; “(…) Sanığın önce kendisine hakaret edildiği şeklindeki savunması karşısında hakkında TCK’nın 29. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması…” bozma nedeni yapılmıştır.
- Şikayet, Uzlaşma, Dava Zamanaşımı
Görevi yaptırmamak için direnme suçu, şikayete tabi bir suç olmadığından adli makamlar tarafından re’sen soruşturulur ve herhangi bir şikayet süresi yoktur.
Diğer yandan bu suç uzlaşmaya tabi suçlardan olmadığından suça ilişkin kovuşturmanın başlaması bakımından da özellik arz etmemektedir.
Suçun 1.fıkrada düzenlenen temel halinde öngörülen ceza miktarı 6 aydan 3 yıla kadar olduğu için TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Ancak 3. ve 4.fıkralarda düzenlenen ağırlatıcı nedenler uygulandığında TCK m.66/1-d uyarınca dava zamanaşımı süresi 15 yıl olacaktır.
- Görevli Mahkeme ve Ceza Miktarı
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir.
- Görevi yaptırmamak için direnme suçunun temel şeklinin (TCK 265/1) cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapistir.
- Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde temel ceza doğrudan TCK m.265/2’ye göre belirlenir ve bu durumda suçun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapistir.
- Suçun, failin kendisini tanınmayacak bir hale koymak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından beraber işlenmesi durumunda, TCK m.265/3 uyarınca verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Bu durumda suçun temel halinde öngörülen ceza miktarı esas alınarak ceza artırıldığında verilecek ceza 8 aydan 4 yıla kadar hapis olacaktır.
- Görevi yaptırmamak için direnme suçunun silahla veya var olan ya da var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten faydalanılarak işlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmedilir.
- Suçun TCK m.265/5 uyarınca kasten yaralama suçunun temel halini aşarak neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinin gerçekleşmesi durumunda fail hem görevi yaptırmamak için direnme suçundan hem de kasten yaralama suçundan cezalandırılacaktır.

