Bilişim Sistemleri Dolandırıcılığında Farklı Kişilere Yapılan Para Transferlerinde İştirak ve Zarar Gideriminin Hukuki Niteliği
Bilişim Sistemleri Dolandırıcılığında Farklı Kişilere Yapılan Para Transferlerinde İştirak ve Zarar Gideriminin Hukuki Niteliği
Günümüzde bilişim sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen dolandırıcılık suçları, çoğunlukla banka hesapları üzerinden yapılan para transferleri ile neticelenmektedir. Bu suç tiplerinde, haksız menfaatin temini para transferi yoluyla farklı banka hesaplarına yönlendirilerek gerçekleştirilir. Ancak farklı kişilere ait banka hesaplarına gönderilen paraların ceza hukuku açısından sorumluluğu nasıl doğar? Hesap sahiplerinin iştirak iradesi nasıl tespit edilir? Ve etkin pişmanlık uygulaması hangi şartlarda devreye girer?
Bu yazımızda tüm bu sorulara somut örnekler ve normatif değerlendirmeler ışığında açıklık getirmekteyiz.
Farklı Banka Hesaplarına Yapılan Para Transferinde İştirak İradesi
Bir müştekinin hesabından farklı kişilere para gönderildiğinde, bu kişilerin hesap sahipleri arasında organik bir bağın bulunmaması halinde, iştirak iradesiyle hareket ettiklerini söylemek hukuken mümkün değildir.
Özellikle:
-
Hesap sahiplerinin yalnızca komisyon karşılığında kartlarını teslim etmiş olması,
-
Hesaplarının başka suçlarda kullanıldığını önceden bilmiyor olmaları,
-
Ve farklı hesaplara zincirleme şekilde yapılan transferlerden haberlerinin olmaması,
bu kişilerin dolandırıcılık suçuna aktif katılım iradesiyle hareket etmediklerini ortaya koyar.
Cezanın Şahsiliği İlkesi Gereği Sorumluluk Sınırlıdır
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan cezanın şahsiliği, kişinin sadece kendi fiilinden dolayı sorumlu tutulmasını öngörür. Buna göre:
Bir kişinin banka hesabına dolandırıcılık suçu kapsamında yalnızca 10.000 TL gönderilmişse, bu kişinin 1 milyon TL’lik toplam zarar için sorumlu tutulması hukuken doğru değildir.
Bu değerlendirme, cezanın şahsiliği ilkesinin yanı sıra orantılılık ilkesini de gerektirir. Aynı zamanda mağdurların zararlarının adil ve orantılı biçimde giderilmesini de gözetmek gerekir.
İştirak Bağlantısının Olmadığı Durumlarda Artırım Yapılabilir mi?
Suçun unsurlarından biri olan iştirak, ancak aynı suç iradesiyle birlikte hareket eden kişiler arasında kurulabilir. Dolayısıyla:
-
Banka hesabını teslim eden kişi ile
-
O hesaba daha önce para gönderen farklı bir hesabın sahibi arasında
başkaca bir bağlantı yoksa, bu iki kişi arasında ceza hukuku anlamında iştirak ilişkisi kurulamaz.
Bu durumda aynı dosyada birlikte yargılansalar dahi, sadece bireysel fiillerine göre sorumlulukları doğar ve iştirak hükümleri gereği cezada artırıma gidilmesi yerinde olmaz.
Etkin Pişmanlık Uygulaması: Zarar Ne Kadarsa, Sorumluluk da Odur
Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık kurumundan yararlanmak için mağdurun uğradığı zararın giderilmesi gerekir. Ancak bu zarar, her fail için bireysel fiiliyle sınırlı olmalıdır.
Örnek:
-
Mağdurun hesabından toplam 1.000.000 TL haksız şekilde çekilmiştir.
-
Bu tutarın 990.000 TL’si A’nın hesabına, 10.000 TL’si ise B’nin hesabına gönderilmiştir.
-
B, yalnızca kendi hesabına gelen 10.000 TL’lik zararı ödediğinde, etkin pişmanlıktan yararlanma hakkı doğmalıdır.
Zira A ile B arasında suç irtibatı kurulmamışsa, B’nin başka kişiler adına doğan zarardan sorumlu tutulması hukukun temel ilkelerine ve kanun koyucunun amacına aykırı olacaktır.
Örgütlü Suç ve Çok Kişiyle İşleme Durumları Ayrı Değerlendirilmelidir
TCK’nın 158/3. maddesi uyarınca dolandırıcılık suçunun:
-
Örgütlü şekilde işlenmesi,
-
3’ten fazla kişiyle birlikte gerçekleştirilmesi,
daha ağır ceza yaptırımları doğurur. Ancak bu durumlar, sadece somut delillerle iştirak ilişkisinin ispatlanabildiği hallerde geçerli olacaktır.
Sonuç: Banka Hesap Sahiplerinin Sorumluluğu, Gönderilen Tutar ile Sınırlı Olmalıdır
Bilişim yoluyla dolandırıcılık suçlarında, banka hesaplarını kullandıran kişilerin sorumluluğu, yalnızca kendi hesaplarına gelen para miktarıyla sınırlı olmalıdır. Aksi takdirde cezanın şahsiliği ilkesi zedelenmiş olur. Ayrıca:
-
İştirak hükümleri somut bağlantılarla desteklenmelidir.
-
Etkin pişmanlık uygulaması, her şüphelinin bireysel eylemine göre değerlendirilmelidir.
İlksoy Hukuk Bürosu olarak, dolandırıcılık suçlarında mağduriyet yaşamamak ve savunma haklarınızı en iyi şekilde kullanabilmek adına etkin ceza hukuku danışmanlığı sunmaktayız.

